Bu Adam Bir Gün Bu Şehirden Gidecek

Bir bahar sabahında bu şehre kar düşecek.
Bu adam bir gün bu şehirden gidecek.

Bir gün bu şehirde bir kadın uyanacak, bir camın arkasında duracak.
İçinde ince bir sızı, omzunda kıştan kalma bir ürperti hissedecek.

Bu adam bu şehirden baharı da alıp yanında götürecek.
O kadın o buğulu camın ardında buğulu gözleriyle bu grimsi şehri seyredecek.
Kış bitmesine bitecek, baharsa belki hiç gelmeyecek.

Adamın elinde iki küçük bavul duracak, cebinde bir bilet, rehberinde tek numara bile kayıtlı olmayan bir telefon, tek saçı kalmayana kadar kazınmış bir kafa; bu adam baharı da yanında götürecek.

Bu şehirde bir sabah bir kadın üzülecek,
Bu şehirde bir kadın üzüldüğünü kendine itiraf edemeyecek.
Bu gri şehirde bir bahar sabahı yere karlar düşecek.

Bu şehirde çocuklar büyüyecek, gri şehir beyaza bürünecek, sokak köpekleri gece yarıları üşüyecek.
Bu adam gittikten sonra bu şehir hiç ısınmayacak.

Adam güneşi de yanında götürecek. İki küçük bavuluna kim bilir neleri sığdıracak?

Geride kalanlar kızacak, şikayet edecek, bağıracak, anlam veremeyecek.
Bir adam bir gün bu şehirden gidecek; hiç konuşmayacak.

Bu şehirde bir gece yarısı yatağından ansızın bir kadın fırlayacak!
Kimsenin duymadığı bir zaman diliminde bir kadın ağlayacak.
Bir adam kafasını otobüs camına yaslayacak.

Bahar gelmeyecek, yollar bitmeyecek, bu şehirde gri çocuklar büyüyecek.

İçine değil, dışına kapanık.

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.