Geç Gömülenler

Beni tanıyanlar bilir, -sanki herkes beni tanıyormuş gibi konuşuyorum- hemşirelik mezunuyum. Dolayısıyla ara ara sektör değiştirsem de sağlık sektörü benim için kürkçü dükkanı.

Geçenlerde özel bir iş aldım. Bir ay boyunca Bodrum’da tatil yapacak bir hastanın yanında sağlıkçı olarak bulunup ben de onunla tatil yapacaktım.

İlk başlarda bu durum kulağıma hoş geldi. Ulan Mert dedim hadi yine iyisin, hem para kazanıp hem tatil yapacaksın. Hastanın durumunun da gayet sağlıklı olduğunu, kendi başına yürüyebildiğini söylemişlerdi.

Uçak biletleri, otel rezervasyonu her şey ayarlandı ve hasta bana son anda teslim edildi. O zaman baktım ki hasta hiç de anlatıldığı gibi sağlıklı değil.

İlaçlarını teslim aldım, bir baktım ki günde tamı tamına 21 adet ilaç verilmesi gerek.

74 yaşında, Parkinson, ileri derecede skolyoz ve demansı (bunama) olan bir hasta. Kendi başına yürümesi imkansız. Tekerlekli sandalye ile bir ay boyunca oradan oraya gezdirmek zorunda kaldım. Bazen kendimi yük atı gibi hissediyordum.

Sorun sadece bu da değildi. Uyurken adam gecenin ortasında birden bağırıp yataktan düşüyordu, halüsinasyonlar görüyordu, velhasıl geceleri uyutmayıp sabahın köründe uyanıp beni de kaldırıyordu. Ben de bir defa işi almış bulunduğum için el mecbur en iyi şekilde yardımcı olmaya çalışıyordum.

Hatta bir keresinde denize girmeyi çok istedi, yardımcı oldum ve denizde bilinç kaybı yaşayıp boğulma tehlikesi geçirdi, baya su yuttu. ilk yardım uyguladım falan derken ambulans gelip hastaneye kaldırdı ve hasta 2 gün yoğun bakımda yattı. Çıkınca da ailesi tatile devam etmemizi söyledi.

Neyse, tüm bunları neden anlatıyorum?

Hastanın durumunu size daha iyi tabir edebilmek için. Durum gözünüzde canlandı ise devam ediyorum.

gec gomulenler

Bu hasta tüm hastalıklarına rağmen, yaşına rağmen, yürüyememesine rağmen o kadar hayat doluydu ki bu hayata karşı olan heyecanı beni bile yoruyordu. Yapamayacağını bilse de bilmem kaç kilometre öteye gezmeye gidelim diyordu, ben de yürüyemediğini, o kadar kilometre benim tekerlekli sandalye ile onu itemeyeceğimi anlatıyordum.

Bir gün otelde yemek yiyeceğimiz zaman bana; Mert, garsonlara söyle de bizim masayı deniz kenarına taşısınlar orada yiyelim dedi. Ben de garsonlara eziyet etmemek için zaten deniz kenarında sayılırız, denizle aramızda 10 metre var dedim. Diretti tabi ille deniz kenarında yemek istiyorum diye. Tamam dedim, masa deniz kenarına hazırlandı ve yemeğimizi yerken aniden, Mert dedi keşke markete gitseydik yemekten önce.

Duraksayıp yüzüne baktım, gayet ciddiydi. Neden diye sordum.

Yahu şu kırmızı mumlardan alıp masaya serer yemeğimizi öyle yerdik dedi.

O an ben duraksayıp zihnimde iki erkeğin deniz kenarında mumlarla yemek yediğini düşündüm. Homofobik değilim fakat yine de gözümde pek iyi bir görüntü canlanmadı ve deniz kenarında bile yemek yemeyi gereksiz bulurken üstüne üstlük mumlarla yemek yemeyi daha da gereksiz buldum.

Dikkat ederseniz deniz kenarında bile yemek yemeyi gereksiz buluyorum cümlesini kullandım az önce.

Bunu düşündüm o an masada. Acaba dedim sorun bende mi yoksa yaşlı adam ve denizde mi? -hemingway’a selam-

Kendimde de sorun olduğunu fark ettim.

İnsanları gözlemlemeyi ve dinlemeyi severim. Yaşlı adama da geleceğe dait planları hakkında epey soru sordum ve kendi planlarım ile karşılaştırma yaptım.

Seneye hızlı bir motosiklet almak istiyormuş, tekerlekli sandalye ile olmuyormuş bu işler.

O 74 yaşında erken yaşlanmış, erken hastalanmış, belki de erken gömülecekken sanırım ben gömülmeye geç kalmışım.

İçine değil, dışına kapanık.

3 yorumlar On Geç Gömülenler

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer