Her Geçen Gün Daha Da Sıradan Olmak

Bizim neslin hastalığıdır özel olduğumuza inandırılarak, dünyanın bizim etrafımızda döndüğüne inandırılarak büyütülmüş olmak. Aile açısından bundan nasibimi pek alamamış olsam da okul benzeri ortamlar aracılığı ile bundan ben de nasibimi aldım.

İyi ki de aile açısından özel olduğuma inandırılmaya çalışmamışım. Yoksa bugünkü hayal kırıklığım daha büyük olurdu

Gerçi bu durum sadece bizim nesil ile sınırlı bir durum değil, şimdiki ebeveynlerde de gözlemliyorum bu durumu. İyilik yapıyorum diye çocuklarına kötülük yapıyorlar, her şeyi toz pembe gösteriyorlar ama haberleri yok. Neyse…

Karşınızdaki kişiyi sen şöylesin, sen böylesin diye şişirip şişirip balon haline getirdiğinizde çarptığı ilk sivri yerde patlayacaktır.

Ne kadar şişirdiğinizle doğru orantılı bir şekilde bunun yansıması olur ilgili kişide.

Derslerim iyiydi diye tüm hocalarım pohpohluyordu beni. Çok büyük adam olacağımı söylüyorlardı. Onlara göre büyük adam neydi ki?

Onlara göre büyük adamın ne demek olduğunu bilmesem de ne olmadığını çok iyi biliyorum. Şu an beni görseler bu dediğime kanaat getirirlerdi çünkü.

Olur da bir gün burayı okursanız sizi hayal kırıklığına uğrattığım için hiç üzgün olmadığımı belirtmek isterim. Herhangi bir kişi sizin istediğiniz hayatı veya hayat tarzını yaşamak istemiyor diye hayal kırıklığına uğradıysanız sizin sorununuzdur zaten.

Kabulleniş

Her gün uyuyup uyanıp, işe gidip, işten gelince de anlamsız uğraşlar ve gereksiz amaçlar uğruna çaba sarf etmeye başladığınızı fark ettiğinizde yavaştan işkilleniyorsunuz acaba bu hayat beni de mi diğerlerine benzetti diye.

Sonra inkar etseniz de sonu kabullenişe geçiyor, hayat herkesi tek tipleşmeye zorluyor. Akıntıya karşı direnmek zor geldiğinde siz de herkes gibi oluyorsunuz. Daha da acısı herkes gibi olduğunuzu kabul ediyorsunuz.

Bu yazının amacı ne?

Bu yazının amacı tavsiye vermek, öğüt vermek değil. Biraz içimi dökmek istedim, kimse kimsenin dökülen içini toplamak zorunda olmadığı için birilerinden bu yazıyı okusunlar diye beklentim de yok. Sitemde en az okunan kategori bu kategori çünkü. Ben olsam ben de başkalarının bu tür yazılarını okumazdım, haklılar.

İnsanların, bilhassa yalnız insanların hislerini ve düşündüklerini yazmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu yazmak ve insanlık tarihinin içinde yer alabilmek isimli yazımda anlatmıştım.

Oğuz Atay’ın günlük yazmaya başlayıp canım insanlar sonunda bana bunu da yaptırdılar demesi gibi ben de buraya yazıyorum geride kalmasını istediklerimi. Sadece ”canım insanlar” kısmına katılmıyorum. İnsanların genel bağlamda sevilecek bir yanları olduğunu düşünmüyorum çünkü.

Yine Oğuz Atay’ın ben kitap değilim öldükten sonra anlaşılamam, şimdi anlaşılmam lazım diye serzenişte bulunduğu kısma da katılıyorum ama tam olarak anlaşılması gereken neyim olduğunu bilmiyorum. Galiba kimse bizi anlamıyor diye kendi kendimize triplere girip alttan altta çok farklı olduğumuzu düşünerek içsel bir tatmin yaşıyoruz.

Herkes, herkesten farklı olduğunu mu düşünüyor?

Evet, herkes herkesten farklı olduğunu düşünüyor net bir şekilde.

En kibirsiz insanın içinde bile bu narsist duygudan bir parça eser var. İnsan, özünde var olan hastalıklı bir çok duygusu ile sürekli savaş içinde olan bir canlı.

Süperegomuz altında ezilen id’imiz kendisini bazı çatlaklardan dışarıya taşırıyor, fark etmiyoruz.

Herkes herkesten farklı mı peki?

Hem farklı, hem de değil. Aynı vücuda sahibiz, aynı temel ihtiyaçlara ve hemen hemen aynı şiddette fakat farklı hastalıklı duygulara ev sahipliği yapıyoruz içimizde bir yerlerde.

Fakat farklı olmak ile özel olmak tamamen farklı şeyler. Farklı olduğumuza bile inanabilirim ama özel olduğumuza asla. Özellik dediğimiz şey zaten nedir ki?

Topu topu öldükten sonra en fazla yüz yıl içinde unutulacak insanlarız. Ömrümüzün üçte birini uyuyarak, üçte birini de çalışarak geçiyoruz. kalan üçte birlik kısımnda ise ucuz idealler peşinde koşuyoruz.

Tüm bunların sonucunda bu sonsuz evrende kaybolacak olmak neden zorumuza gidiyor?

En zeki hayvan olmak temel ihtiyaçlarımızı karşılamamıza olanak sağladı ama yanında bazı sorunlar da getirdi.

Zeki olduğum için değil ama şu düşüncelerde kaybolduğum zamanlar, uyuyamadığım zamanlar sadece ot yiyerek mutlu olan bir inek olsaydım daha mı iyi olurdu diye içimden geçirmiyor değilim.

Ot yiyerek mutlu olan bir inek olsaydık daha mı iyiydi?

İçine değil, dışına kapanık.

7 yorumlar On Her Geçen Gün Daha Da Sıradan Olmak

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer