Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu Kitabı Üzerine

Abone Ol 

Uzun süredir okuduğum kitaplarla ilgili içerik üretmiyordum. Dün Bozkırkurdu‘nu bitirdim ve bu kitap hakkında düşündüklerimi ele almak istedim.

Bundan sonra okuduğum kitaplarla ilgili daha çok içerik üretmeyi planlıyorum. Pek rağbet görmese de benim açımdan bir öğrenme biçimi.

Okuduğunuz bir kitabı veya filmi birisine anlattığınızda, onun hakkında bir şeyler yazdığınızda, onun hakkında içerik ürettiğinizde o kitabı daha iyi hazmediyorsunuz ve unutma oranınız büyük ölçüde düşüyor. O halde konu ile başlayalım.

Bozkırkurdu’nun Konusu

Bozkırkurdu olay örgüsünün ön planda olduğu bir kitap değil. Kitap roman özelliği taşısa da yazarın bir nevi benliğini bir karakter yolu ile dışarı vurma, benliğini betimleme çabası.

Kitabın başrolü Harry Haller ismindeki orta yaşlarında bir adam. Namıdiğer Bozkırkurdu. Bu adamın Bozkırkurdu olarak isimlendirilmesindeki esas neden bazı yönlerden içinde vahşi bir kurt barındırması.

Bu saldırganlık olarak nitelendirilemez. Daha çok yalnızlık teması üzerine kurulmuş bir insanlardan uzakta durma çabası. Belki de tiksinti. Sartre’nin Bulantı’sını da çağrıştırdı bana bu bakımdan.

Bu temalar değiştikçe mekanlar da oldukça sık değişip özenle betimleniyor. Bozkırkurdu’nun ruh haliyle mekanlar arasında doğrudan bir ilişki de var diyebiliriz. Kitabın başındaki ev kiralama sahnesi ve Haller’in burjuva sınıfının yaşadığı mekanlarla ilgili düşüncelerinin uzun uzun anlatılması bu savımı kanıtlar nitelikte.

İçsel hesaplaşmaların, intihara eğilimin, alkolizmin, yalnızlığın, agresif ve depresifliğin hüküm sürdüğü bir havada Bozkırkurdu’nun hayatına giren genç, anaç, bilgin, dominant, emir veren; aynı zamanda şefkatli bir kadın tiplemesinin Bozkırkurdu’nun yaşlı bedenini ve zehirli düşüncelerini harekete geçiren, kurda iyi gelen bir olaylar örgüsünü başlatması ile kitap devam ediyor.

Bu ilişkiyi aşk ilişkisi olarak ele almak yanlış olur. Çünkü bu kadın Haller’e onunla yatması için fahişe bile tutuyor, Haller’i genç ve diri düşüncesi ile, yaşam tarzıyla değişirmeye çalışıyor. Bu bağlamda bana pek gerçekçi gelmeyen bir ilişki türüydü.

hermann hesse bozkırkurdu

Bozkırkurdu hakkındaki düşüncelerim

Kitabın üslubu çıtır çerez değildi ve okurken yer yer sıkılıp bunaldığım oldu. Fakat bu kitaptan ziyade benle ilgili bir sorun.

Üslubu ağır ama etkisi büyüktü. Bana 50 yaşımdaki halimi görmeme olanak sağladı. Çünkü benim de içimde tıpkı Haller’in içinde olduğu gibi dişlerini göstererek sırıtan bir bozkırkurdu var.

Felsefi düşünceler olarak, ilişkilere, topluma, insanları belki küçümsemeye, zevklerini yargılamaya olan ortak noktalarımız beni kitaba bağlayan noktalar oldu.

Yukarıda da bahsettiğim gibi söz konusu ilişki gerçekçi değildi fakat hem Harry için hem de benim için sanırım böyle bir kadın tiplemesinin gerçek olması ütopik derecede iyi olurdu. Eminim Hesse’nin de böyle bir ilişkiye ihtiyacı vardı ve kafasındaki kurtarıcı, anaç kadın tiplemesini bu kitapta canlandırdı.

İçine değil, dışına kapanık.

2 yorumlar On Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu Kitabı Üzerine

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.