Poster İçin Edebiyata Maruz Kalmak; Edebiyat Dergileri

Geç gömülenler yazımda bahsettiğim gibi bir ay Bodrum’da kalmak zorunda kalmıştım iş için. Orada okuyacak kitabım bitmişti ve herhangi bir kitapçıya gitme ihtimalim yoktu.

Kitap alacağım en yakın yer de Migros’tu. Bildiğiniz gibi Migros’ta da pek kayda değer kitaplar satılmıyor.

Ben de okumak için okumak istemiyordum. Dolayısıyla bu süreçte edebiyat dergilerine sardım. Çeşitli dergilerden aldım fakat hepsinde de hayal kırıklığına uğradım ve bu konu hakkındaki düşüncelerimi burada dile getirmek istedim.

Aldığım derginin bir tanesi o kadar arabesk edebiyat yapıyordu ki bir yerden sonra içim bunaldı. Derginin yayın anlayışı bu olabilir buna bir şey demiyorum fakat zevk alamadım bu puslu, bohem ve kötü arabesk edebiyatından. Bu dergiyi yarım bıraktım bu yüzden. Sürekli kendi yazılarıma gönderme yapmak gibi bir niyetim yok fakat edebiyatın salt melankoliye indirgenmesine çok karşı çıkan birisiyim ve bu konuda da edebiyatı melankoliye indirgemek isminde bir yazı yazmıştım.

Bu arada dergi isimlerini burada tek tek yazmayacağım. Hiç gerek yok çünkü. Zaten aşina iseniz tahmin edersiniz.

Neyse, ertesi gün markete gidip başka bir dergi aldım. Okumaya başladığımda yazarların birisinin ”Her sabah kalkar kalkmaz kahve içmeden ayılamadığım için kahvemi içtim, ardından müdavimi olduğum o mekana gittim, garson her zamankinden mi diye sordu, ben ise gülümsedim, ardından bilgisayarı açıp çalışmaya başladım…” gibisinden cümleler yazdığını görünce inanılmaz bir mide bulantısı ile o dergiyi de kapattım.

Bu cümleler bana o kadar şehirli ve sentetik geldi ki… Ciddi anlamda soğudum bu dergilerden.

Şehirli demişken edebiyat şehirli de olabilir, şehirlinin sıkışmışlığını da anlatabilir fakat bu cümleler bana çok burjuvazi geldi. Edebiyat burjuvanın değil proleter sınıfın bir dayanağı olmuştur her zaman. Dolayısıyla halka inmeniz lazım.

Siz saraya hitap ettiğinizde o sentetiklik içinde boğulmaya başlarsınız ve edebiyatınız da instagram postlarına meze olur hale gelir.

Samimi olup halka inmeniz gerekiyor. Aksi halde yapay duygularınız, yapay sancılarınız sadece plastikleşmiş insanlar tarafından kaale alınır.

Ezcümle, gidip Populer Science dergisi aldım ve derin bir rahatlama hissettim. Bu dergilerin bir an önce yayın anlayışarını değiştirmelerini düşünmekle beraber bunu yapacaklarını düşünmüyorum. Neticede edebiyat da ticarete dahildir. Ne acı.

edebiyat dergileri

Poster Meselesi

Bazı insanların bu dergileri gördüklerinde aa ne güzel dergiler okuyup bir şeyler öğreniriz, oturup bir şeyler okumuş oluruz niyetiyle değil de aa ne güzel poster, bunu odama asar daha entel görünürüm diye bu dergileri aldığını düşünüyorum.

Yani bu insanlar söz konusu posterleri satın alabilmek için tırnak içinde edebiyata maruz kalıyorlar.

Ee sadece poster satsınlar dersek de hiçbir insan gidip bir postere o parayı vermez. Ama siz posteri dergi adı altında süslerseniz insanlar alır.

Aslında dergileri satabilmek için poster değil, posterleri satabilmek için dergi basıldığını anladığınızda tüm sorunlar aklınızda çözülmüş oluyor.

Ha bir de dikkat ederseniz genele hitap eden kişilerin posterleri basılıp onlar üzerinden prim kasılıyor. Ne bileyim Adile Naşit’i, Kemal Sunal’ı aranızda sevmeyen yoktur.

Edebiyat Dergileri

Genel itibariyle edebiyat dergileri hakkında düşüncelerim yukarıda anlattıklarım. Fakat tamamiyle çöptür demiyorum. İlla ki güzel yazanlar vardır, dergilerin güzel serileri vardır ben denk gelmemiş olabilirim ama düşük bir ihtimal…

Bir de insanların kariyer edinebilmeleri için bir basamak sayılabilir edebiyat dergileri. Mesela ben burada dergiler hakkında atıp tutuyorum fakat x dergisi gelip bizde yazar mısın derse yazarım. Çünkü orada kendi reklamımı yapmış olacağım. Edebiyatımı konuşturmuş olmayacağım.

Şimdi yayınevleri sizin kitabınızı basmak için kitabınızın edebi değere sahip olup olmamasına ihtiyaç duymuyor. O kitabı satıp satamayacağına bakıyor.

Dolayısıyla yazarlar da bu ahval içerisinde popüler olmanın bir yolunu arıyorlar ve çerezlik ticari ürünler ortaya koyabiliyorlar. Ardından kendi eserleri için bir potansitel oluşturuyorlar. Bu nedenle yargılamıyorum çoğu kişiyi.

Ha bir de her zaman dediğim gibi çocuklar, gençler sokaklarda kötü alışkanlıklarla boğuşacaklarına çöp de olsa açıp bir şeyler okusunlar, çöp de olsa bir şeyler yazsınlar. Çok iyi bir seçimdir.

Ee ne diyelim?

Cahildim posterin rengine kandım.

İçine değil, dışına kapanık.

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer