Türk Sineması Seyircisini Aptal Yerine Mi Koyuyor?

Türk sineması seyircisini aptal yerine mi koyuyor sorusunun cevabını aramak kulağa biraz çarpıcı gelebilir ama bu zamana kadar izlediğim yerli yapımların çoğu beni bu konuyu düşünmeye sevk etti.

Teknoloji çağında yaşıyoruz. Yerli kaynaklara ulaşmamızın kolaylığı kadar yabancı kaynaklara da ulaşmanın bir kolaylığı var. Dolayısıyla elimizde kıyas yapabilecek kadar büyük bir veri mevcut.

Yabancı yapımları yerli yapımlar ile karşılaştırdığımda bizim yapımlarımız bana bunu düşündürttü ve bu konu hakkındaki düşüncelerimi yazmak istedim.

Bu arada, saplantılı bir batı hayranı olmadığımı belirtmek isterim. Onlarda da oldukça sığ yapımların olduğunu biliyorum fakat genel bağlamda bakınca fark oldukça ortada. En basitinden beyin yakan filmler veya diziler diye bir araştırma yaptığımızda yabancı yapımlarda bunun örneklerine rastlarken kaç tane ‘beyin yakan’ tarzda yerli yapıma rastlıyoruz?

Mesele bütçe meselesi de değil. Tek mekan filmleri oldukça düşük bütçeleri filmlerdir mesela ve oldukça severim. Kaç tane tek mekan filmine sahibiz hiç düşündünüz mü?


Geçen gün Nuri Bilge Ceylan’ın çektiği filmlerden birinin kamera arkasını izlerken tam da bu konuya parmak basılan bir diyalog geçti. Setteki oyuncu söylediği cümlelerin yalan olduğunu seyirciye belli ederek oynuyordu.

Nuri Hoca, neden böyle yaptığını sorunca oyuncu da seyircinin anlaması için böyle yaptığını söyledi.

Ardından Nuri Hoca; seyirciye hiçbir şey belli etme, onlar senden daha budala değiller dedi. İşte tam da burada Nuri Bilge Ceylan’ı içten tebrik ettim. Çünkü artık böyle düşünen yerli bir yönetmen pek kalmadı piyasada. Önümüze anlaması, sindirmesi, tüketmesi çerez olan filmler getirip getirip duruyorlar. Senaryosunu, anlatmak isteneni beş yaşındaki çocuğun bile anlayacağı seviyede tutuyorlar.

Burada oyuncuyu yerdiğim kesinlikle düşünülmesin. Bilakis oyuncu da bunu yapmaya koşullandırılmış çok daha önceden, birileri tarafından.

türk sineması

Neden yerli yapımlar bizi aptal yerine koyuyor?

Burada karşımıza iki seçenek çıkıyor. Ya bizim gerçekten aptal olduğumuzu, hiçbir şey bilmediğimizi, seviyemizin bu olduğunu düşünüyorlar ya da bu tür yapımların daha çok sattığını, daha çok tercih edildiğini düşünüyorlar.

Eğer ikincisi ise bir nebze anlarım ama ilki ise buradan yapımcılara çok alındığımı belirtmek isterim, okuyorlarsa tabi 🙂

Biraz beyin fırtınası yapalım bakalım.

Düşünelim bu iki nedenden ziyade başka hangi neden olabilir bu şekilde yapımlar üretilmesinin?

Neden Neden Neden?
1.
Tüketim Toplumu

Bu kelimeyi sürekli kullanmaktan ve duymaktan gına geldi artık farkındayım ama doğru söze ne denir ki? Bir şeyleri sürekli tüketiyoruz ve hızlı tüketimin moda olduğu bir çağdayız. Dolayısıyla çerez yapımları tüketmeyi seviyoruz.

2.
Zihin Tembelliği

Gözlemlerime göre artık sinema bir tür rahatlama, kafa dağıtma mecrası haline gelmiş vaziyette. Tabi sevgilelerin kaynaşma mekanı olması da var ama şimdilik konumuz bu değil.
Kimse sinemaya gidip beynini ‘yormak’ ve düşünmek istemiyor. Hızlıca tüketmek istiyor. Ee ticaret bu adamlar da aç kalacak değiller. Arza göre içerik üretiyorlar.

Bize düşen ne? Bu tür yapımları izlemeyerek, daha üst perdeye hitap eden yapımlar istediğimizi dile getirerek bir savaş vermek. -savaş biraz iddialı oldu kabul ediyorum.-

3.
Dinozor Yayın Anlayışı

Bunun ne demek olduğundan Televizyon neden tarihe karışıyor? isimli yazımda bahsetmiştim.

Kısacası piyasadaki yayıncılar gündeme ayak uydurmakta zorlanıyorlar. İşte bu yüzden internet yayıncılığı zamanla televizyon ve sinema sektörünü eline alacaktır.

4.
Sansür

Cem Yılmaz’ın bu konuda bir esprisi vardı…
Mafyalar İstanbul Türkçesi ile konuşunca bir garibimize gidiyor. Küfür yok, alkol sigara yok, şiddet yok… Dolayısıyla oluşturulan kompozisyon bize hiç gerçekçi gelmiyor.

Tabi bunlar çocukların zihin sağlığı için gerekli ama bir çaresine bakılması gerekiyor bu konunun. Nasıl hayat bize sokakta sansür geçmiyorsa sinema da özgür bırakılmalıdır.

Türk sineması seyircisini aptal yerine mi koyuyor sorusu üzerine düşündüklerimi dile getirdim. Siz katılıyor musunuz bu duruma? Yorumlarda ne düşündüğünüzü belirtebilirsiniz.

İçine değil, dışına kapanık.

11 yorumlar On Türk Sineması Seyircisini Aptal Yerine Mi Koyuyor?

  • blogunuzu geç keşfettim ancak gayet güzel içerikler var. yazıyla ilgili nacizane düşüncem: sinema ve sanat dünyası için kafaların köklü bir değişime ihtiyacı olabilir. sevgiler.

  • Bence sorun seyircinin aptal yerine konması değil, sorun yapımcıların yeniliğe kapalı olması. Hep aynı tarz korku filmleri, bayağılaşan komediler, romantik komediler, birkaç yılda bir de savaş filmleri… Ben hiç doğru düzgün yerli bir macera filmi, fantastik film, animasyon filmi, cin dışında korkutma ögesi olan bir korku filmi izlediğimi hatırlamıyorum. Yerli sinema sektöründe yeniliğe ya engel oluyorlar ya da gerçekten kendilerini geliştirmiyorlar. Öyle ya da böyle dijital platformlar nedeniyle ölmeye başlayan özlellikle yerli sinema sektörü kendisine artık çeki düzen vermeli fikrimce.

    • Evet yeniliklere kapalı oldukları yetmezmiş gibi üstüne bir de vizyon sorunlarının olduğunu düşünüyorum.

      Aynısı televizyon sektörü için de geçerli ve yavaş yavaş internet yayıncılığı altında ezilmeye başlıyorlar.

  • Yerli yapımlar insanların düşüncelerini etkiliyor. Olumsuz yansıması var. Kendi düşüncelerini yansıtiyorlqe. Lafa gelince düşük bütçemiz var. Kaliteli ürün çıkarıpta izlenme oranına baktınız mı yok. Sonra neden yabancılar çok izleniyor. Acaba neden?

  • Yapımların artık bir çoğu saçma. Genel olarak sadece küfürlü mizah dönüyor. Bazıları film çekmek için film çektiğini yada sadece seriyi devam ettirmek istediğini Düşünüyorum. Tabiki kaliteli yapımlar da var.

  • Şu anki Türk sineması yapımlarının % 90’nını atın çöpe gitsin.Türk dizileri ayrı bir felaket.Dünya yapıtlarını breaking bad,True Detective vs izleyen bizimkileri izlese kusar.Ama bizim halkın çoğunluğuda cahil halk kaliteli olarak çıkan olursada beğendiremezsin..

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer