Üniversiteyi Bırakmak | Neden Üniversite Okuyoruz?

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazımda üniversiteyi bırakmak konusuna değineceğim. Üniversiteyi bırakmalı mıyım, neden üniversite okuyoruz?, üniversite bana ne katıyor, benden ne alıyor? minvalindeki sorulara cevap arayacağım.

Öncelikle bu yazıyı neye dayanarak yazdığımı anlatayım. Bundan 3-4 yıl önce lise bittiğinde hemen hemen herkes gibi ben de üniversite hayallerine dalmaya başlamıştım. Lakin ben liseyi de dışarıda okuduğum için, lise bitip eve dönünce ev ortamına adapte olamamıştım. O yüzden acilen kendimi dışarıya atmam lazımdı. Sağlık lisesi çıkışlı olduğum için dersler konusunda hemen hemen hiçbir şey bilmiyordum. Çünkü lisenin son iki yılında haftada sadece iki gün okulda oluyorduk. Onda da sadece sağlık dersleri görüyorduk.

Neyse, ben sınava girdim ve tahmin edebileceğiniz gibi oldukça düşük bir puan aldım. İki yıllık sağlık bölümleri geliyordu ama sağlıktan da soğumuştum ve o bölümlerde de atama işleri falan çok sıkıntılıydı. Madem atanamayacağız, sevdiğim bir şeyleri okuyayım ve öyle atanamayayım diye düşünüp radyo televizyon ve sinema bölümünü yazdım doğuda bir üniversitede. Zaten ille de atanayım da kendimi kurtarayım gibisinden memur zihniyetli bir yapım yoktu. -hala da yok.-

Okula gidip yurda yerleştim. Tabi daha öncesinde dört yıl yurtta kaldığım için yurt ortamından acayip bunalmıştım. yurttan tanıştığım bir arkadaşımla eve çıktık. Eve çıkınca da masraflar arttı ve iş hayatına atıldım. Üniversite okumaya devam ettiğim iki yıl içerisinde birçok iş yaptım okulla beraber.

Sanılanın aksine benim hiç kafa dengi üniversite arkadaşlarım olmadı. Sadece yurt dışından gelen bir kızla muhabbetim vardı sınıfta. Kendini çok geliştirmişti, üç dört tane dil biliyordu ve şu hayatta görüp görebileceğim en pozitif insanlardan biriydi. O da intihar etti nitekim.

Sabahları derslere giriyor, kimse ile muhatap olmadan dersten çıkıp işe gidiyordum. Yine böyle bir gün sınıfta etrafıma bakıp ben kimlerle beraberim, ne yapıyorum ben burada, benim burada işim ne? diye sorgulamaya başladım kendimi.

Okulun bana hiçbir şey katmadığını, aksine benden çok şey aldığını fark ettim. Üstüne üstlük önümde iki koca yılım daha vardı okulun bitmesi için. Aklımda gezinip duran o tilkiyi, üniversiteyi bırakmak tilkisini ev arkadaşıma da anlattım. En sonunda onunla beraber okulu bıraktık.

Okulu bırakmamın üzerinden bir bir buçuk sene geçti ve ben bu süreçte çeşitli işlerde çalışmaya devam ettim. Birikim yapmaya çalışsam evet yapardım ama kazandığım paraları daha çok eğlenmeye harcadım.

Şimdi tekrardan üniversite okumayı düşünüyorum. Birazdan bunun nedenlerine değineceğim ama isterseniz günümüzde üniversite okumanın avantajlarından ve dezavanjlarından bahsedip ortaya objektif bir yorum sunalım.

Üniversiteyi Neden Bırakmalıyım?

Kendime üniversiteyi bırakmak konusundaki bu soruyu sormamda birkaç madde etken oldu. Bu maddeleri ele alalım biraz;

  • Kamu sektöründe işe başlamak için üniversite okumak çoğu meslek için şart ama atamalar ne durumda? Zibil gibi mezun varken, her geçen gün gümbür gümbür öğretmenler, sağlıkçılar, memur adayları mezun olmaya devam ederken devlet bunların yüzde kaçına istihdam sağlayabilecek? Devlet herkesi memur yapamaz bu konuda devleti suçlayamayız ama herkesi üniversite mezunu da yapmamalı. Bu konudaki eleştirim bu. Madem sınırlı istihdam var, ona göre mezun sayısı eşitlenmeye çalışsın ki öğrencilerin de yılları ve hayalleri suya düşmesin.
  • Okulun en kötü yanı zamanımızı elimizden alması. Sıradan bir insanın üniversite mezunu olup, okuldan sonra -eğer erkekse- askere gidip gelmesi falan derken işe başlama yaşı neredeyse yirmi beşi buluyor. Yani yirmi beş yaşına kadar öğrendiğimiz tek meslek okuduğumuz bölüm. Ona da meslek öğrenmek denirse tabi. İş hayatı bilgimiz sıfır, önümüzde bizi bekleyen zor bir hayat var ve donanımımız sınırlı, yaşımız yirmi beş. Eğer okuduğumuz bölüm iş bulmamıza yaramadıysa kaybettiğimiz dört yıl, koca bir çöp…
  • Yukarıda bahsettiğim gibi, kapısına eşek bağlasanız mezun olacak okullardan mezun oluyoruz ve okuduğumuz ortamdaki tiplerin de hemen hemen hepsi zekadan yoksun, andaval tipler. Verilen eğitim ise liseden hallice. Dolayısıyla herhangi bir yere iş başvurusu yaptığınızda işveren size hangi bölümü okuduğunuzu, hangi üniversiteden mezun olduğunuzu, not ortalamanızı değil de tecrübenizi, o işi yapıp yapamayacağınızı soruyor. O dört yıllık zaman diliminde kendini geliştirmek, tecrübe edinmek, belki de para kazanmak varken neden o güzelim zamanınızı çöpe atasınız?
  • Belki günde iki saat derse gidiyorsunuz ama bu bile sizin elinizi kolunuzu bağlıyor. Ticaret yapacak olsanız engel,tam zamanlı bir yerde çalışıp para kazacak olsanız yine engel. O yaştaki birisi için parasız kalmak insanın içine dokunuyor. Dönüp dolaşıp zaman ve para konusuna dönüyoruz yani.
  • Eskiden askerlik yarı yarıya düşüyordu üniversite okuyunca. Şimdi askerlik için üniversite okumanıza gerek yok. Her türlü altı ay yapıyorsunuz.

Kısacası maddeler böyleydi. Pek tabi uzatılabilir. Mesela; ben yaz tatilinde beş yıldızlı bir otelin animasyon ekibinde çalışırken otel çalışanlarına -gelecek kaygım olduğu için- bu okul mevzusunun konusunu çok açıyordum. Aramın iyi olduğu yöneticilere hangi bölüm okuduklarını soruyordum. Yöneticilerin çoğu üniversite okumamıştı, okuyanlar da tamamen alakasız işlerde çalışıyorlardı. Örneğin resepsiyon müdür yardımcısı ingilizce öğretmenliği bitirmiş bir adamdı. Atanamamış ve resepsiyonist olarak o otelde işe başlamıştı ve müdür yardımcısı olmuştu. O dört yılını aynı yerde çalışarak geçirseydi yardımcı değil, direkt müdür olacaktı belki de. Bu gibi şeyler de üniversiteyi bırakmak konusunda kafamı kurcalamıştı.

üniversiteyi bırakmak

Neden Üniversite Okumalıyım?

Üniversite okumak şöyle saçma böyle kötü diye yukarıda o kadar bahsetmeme rağmen tekrardan üniversite okuyacağımı söylemiştim. İlk önce bunu açıklayayım da akıllarda soru işareti kalmasın. aşağıdaki maddelerden benim için de geçerli olanları özellikle belirteceğim o yüzden.

  • Herkesin üniversite okuduğundan bahsetmiştik, bizim toplumumuz malum etiket yapıştırmaya çok müsait. O yüzden size direkt lise mezunu etiketini yapıştırıyorlar üniversite okumadığınızda. Hiç bakmıyorlar kendinizi ne kadar geliştirmiş olduğunuza. X kişisi haritada yerini bulamayacağım bir ilde, kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir bölümde üniversite okumuş ve benden daha statüsü yüksek sayılıyor, daha çok kendisini geliştirmiş sayılıyor. Toplum ne der? bakış açısını itiraf ediyorum ki ben de üzerimden tam atmış değilim. Tamamen bu nedenle olmasa da ben de üniversite okumayı düşünüyorum.
  • Hayatta hiçbir amacınız yoksa okuyun. Çünkü bıraksanız ne yapacaksınız? Cevabını bilmiyorsunuz. O yüzden zamana bırakın ve okumaya devam edin.
  • Öğrencilik ortamı daha da ziyade öğrenci evi ortamı şu hayatta görüp göreceğiniz en absürt durumların yaşandığı, en samimi ortamın döndüğü, en yersiz kavgaların yapıldığı,en ateşli öhöm… anladınız siz. Kısa süre de olsa, sıkıntılı da olsa, dağınık da olsa o ortamı görmek güzel anılar bırakıyor insana.
  • Arkadaşlık bağı kurma, karşı cinsle tanışma olayları iş ortamında üniversite kadar mümkün olmuyor. Öğrenci profilinin düşüklüğünden dert yandık ama emin olun çalışma ortamındakiler daha berbat.
  • Aileniz size ayak bağı oluyorsa, evden uzakta kalmanız gerekiyorsa okuyun. Aile kötüdür demiyorum ama yuvadan uçmanız, kendi kararlarınızı kendiniz almanız ve olgun bir birey olmanız gerek artık. Bunun yolu da evden ayrılmaktan geçiyor bir bakıma.
  • Söylemeye bile gerek yok sanırım ama eğer gerçekten güzel bir puan aldıysanız, gerçekten güzel bir üniversitede ve güzel bir bölümde okuyorsanız, üniversite okumayı en çok siz hak ediyorsunuz. Okuyun.
  • Diyelim ki ben yazılıma veya başka herhangi bir sektöre ilgiliyim. Okula gitmesem de kendimi geliştirebilirim ama bu ülkede çalışacaksam bana bir kartvizit lazım ve o kartvizit için üniversite şart olmasa da gerekli. Ayrıca bu mecralara atılabilmem, sektörde staj yapabilmek ve sektörden insanlar tanıyabilmek için üniversite okumanın bir miktar gerekli olduğunu düşünüyorum.. O yüzden ilgili bir bölümde okumayı düşünüyorum şu anlık. İleride ne olur bilemem. Duruma göre güncellerim burayı. Velhasıl sizin de böyle bir durumunuz varsa okuyun derim.
  • Öğrencilik hayatını, bekar hayatını seviyorsanız hayatta bir şeylere aceleniz yoksa, üniversiteyi bırakmak size göre olmayabilir. Fazla paranız olmaz ama eğlenirsiniz en azından. İleride pişman olmamak kaydı ile yine devam edebilirsiniz okula.

Gemileri yakmak ya da yakmamak; üniversiteyi bırakmak

Bu yazıyı okuyorsanız aklınızda üniversiteyi bırakmak kararı dolaşıyor olabilir. Bazen gemileri yakmak en iyisidir emin olun. O kararı verince rahatlayacaksınızdır. Bazen de gemisiz kalmak en kötüsüdür. Sizi tanımadığım için kesinlikle üniversite iyidir veya kötüdür diyemeyeceğim. Sizi en iyi kendiniz tanıyorsunuz. Kendiniz için en iyi olanı yapın. Bu konu oldukça kapsamlı bir konu. Dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım bir şeyler. Sizin de bu konuda bir tecrübeniz varsa, eklemek istediğiniz bir şeyler varsa yoruma beklerim.

Güncelleme:

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde bir sağlık bölümünü kazandım ve üniversite hayatına buradan devam edeceğim. Sanırım sağlık sektörü sanırım benim için kürkçü dükkanı.

İçine değil, dışına kapanık.

8 yorumlar On Üniversiteyi Bırakmak | Neden Üniversite Okuyoruz?

  • Dalgalarda gemisiz kalacak kadar cesur olmayanlar adına, teşekkürler .

  • Bu konuda; okuyan herkes en iyisi okumamak derken okumamış esnaf ya da küçük işletmeci de en iyisi okumak biz hata ettik diyor. Herkes elinde olmayanı hayal eder.

  • Zaman öyle bir hale geldiki şimdi Lise mezunlarının İlkokul mezunu muamelesi dönemine geldi. Herşey okumak okumak kadar güzel birşey yoktur.

  • Bu içerikteki görüşünüzün önemli bölümüne katılamıyorum maalesef.
    Üniversite okumak “elalem ne der?” için girilecek bir yatırım değildir.

    İkincisi gençler ufuklarını Türkiye ile sınırlamamalı.
    Üniversite eğitimi+yüksek lisans+mümkünse 2 yabancı dil genci dünya vatandaşı yapar.

    Üçüncüsü, okunan bölümde verilenleri kişi dış eğitimlerle destekleyebilir.
    Aynı bölümden mezun gençler arasında inanılmaz fark var.
    Kimisi okulda ne verildiyse onun bir kısmını almış geçmiş.
    Kimisi ise o eğitimi sertifika programlarıyla, lise sondan itibaren yaptığı stajlarla zenginleştirmiş.

    Dördüncüsü, okumamak yirmi beşli yaşlara kadar fazla sorun yaratmayabilir.
    Ama emin olun, özellikle 30 yaşından itibaren girilen ortamlarda karşılaşılan yüksek profilli, çift üniversite bitirmiş, diller bilen, yurtdışında burslu yüksek lisanslar yapmış kişilerle bir araya gelindiğinde üniversiteyi terk eden ortalama insanlar büyük pişmanlık ve eksiklik duyguları yaşıyor.
    Çünkü lise mezuniyeti ve gençlikle o ilk işlere girilse ve deneyim kazanılsa bile, 30 yaşlarından itibaren şef, müdür, direktör, genel müdür yardımcısı gibi
    görevlere terfiler üniversite mezunu masterlı dil bilen ve artı deneyimli kişilere veriliyor.

    Lise mezunları ise oldukları yerde saymaya başlıyor ve yaptıkları hatayı iş yaşamında ezilerek ödüyorlar.
    Terfi edemeyince kişilerin networkü, muhiti de masterlılardan ayrılıyor.
    Hayat kalitesini yükseltemeyen kişiler diledikleri şekilde aile de kuramıyorlar.
    Çünkü tercih edecekleri beğendikleri vasıflı kişiler kendileri gibi olan kişileri seçecekler.
    Üniversite eğitimi bile olmayan kişileri saniyede eleyecekler.

    Üniversiteyi terk etmiş kişiler böylece hem iş yaşamında hem özel yaşamda büyük bir kısır döngüye girecekler.
    Üstelik yurt dışı burs olanaklarının veya yurt dışı görevlere getirilmenin de dışında tutulacaklar.
    Hele 35 yaşa gelindiğinde 21.yüzyıl iş yaşamının dışına atılmış, dilediği aileyi kuramamış ve kendi sınırlı çevresinin üstüne çıkamamış kişileri maalesef büyük bir buhran bekliyor.

    Bunları 15 yıldır yöneticilik yapan bir iş insanı olarak genç arkadaşlarıma defalarca anlatıyorum.
    Bazı yanlış hamlelerin geri dönüşü olmaz.
    Yaşam halka halkadır.
    Bir halkada yapılan hata yaş ilerledikçe yaşamın diğer alanlarına da yayılır ve telafisi olmaz.

    Üniversiteyi terk etmek kimler için uygundur derseniz, eğer bir Mark Zuckerberg veya Steve Jobs dehasına sahipse kişi (ki Türkye’de öyle bir profil yok),
    müthiş bir ticari becerisi varsa, çığır açacak bir buluşu varsa ve aileden kendisine devrolacak hatırı sayılır bir sermaye varsa bu kişiler üniversiteyi terk edebilir.
    Ortalama zekadaki ve sermayesiz bir kişinin üniversiteyi terk etmesi ise sosyal açıdan intihardır.

    İnanın, para bile bazı vasıfsızlıkları, bazı görgü eksikliklerini, eğitim noksanlığını kapatamıyor.
    Bu nedenlerle gençler ne yapıp edip üniversiteyi bitirsin, yüksek lisans yapsınlar ve cepte 2 yabancı dilleri olsun.
    Terfi etme ve yurt dışı olanaklarını kovalasınlar.
    Başka türlü 21.yüzılda hayatta kalmanın , yükselmenin ve ailede toplumda değer görmenin yolu yok.

    Ufkunuzu Türkiye ile daraltmayın ve devlet memuru zihniyetiyle sınırlamayın.
    Dünya eğitimli +zeki ve donanımlı kişiler için global fırsatlarla dolu.

  • Aslı Hanım öncelikle kendinizi detaylıca ifade edip yorumunuzla içeriğime bakış açısı kattığınız için teşekkür ederim.

    Tabela üniversiteleri kaldırılmalı onun yerine meslek liseleri açılmalı. Çünkü mantıken ülkedeki beyaz yakalı sayısı mavi yakalı sayısına eşit olmamalı. Herkes beyaz yakalı olma derdinde iken mavi yakalının işini kim yapacak?

    Ben birbirinden farklı sektörlerde çalışma fırsatı buldum bugüne kadar. Bunun içinde sanayi sektörü de var. Sanayi sektöründe mühendisten, herhangi bir doktordan daha fazla maaş alan usta/tekniker gördüm ben. Çünkü işverenler bu ülkede tırnak içinde mühendis gırla bulabilirken nitelikli ara eleman bulamıyorlar.

    Şu anki üniversitem hakkında yorum yapamayacağım ama bir önceki üniversitemden ayrıldığım için son derece mutluyum. Nohut tarlasının içindeki fakülteden, eniştesinin referansı ile akademisyen olmuş akademisyenden ve o fakülteden mezun olmuş bir üniversite mezunundan siz ne bekleyebilirsiniz ki?

    Bugün dört matematik neti ile mühendislik fakültesine öğrenci alan üniversite var. Şaka değil gerçek. Bu ahval içerisinde iken sorarım size bu üniversitelerde dört yılı çöpe atmak mı o dört yılı başka işlerle değerlendirmek mi yeğdir?

    Zaten sizin sözünü ettiğiniz yüksek lisans yapmış iki dil bilen donanımlı kişiler toplumun ancak %10’unu oluşturuyor ve onlar da tabela üniversitelerinden mezun olmuyorlar. O insanlar elbet okumalılar. Üniversite okumayı hak eden kesim onlar zaten dört matematik neti ile mühendis olanlar değil.

    Meslek liselerine değinmemin nedeni de ülkedeki aşırı işsizlik sorunu. İşkur kapılarında, fast food zincirlerinin kapılarında aylardır, yıllardır iş bekleyen vasıfsız elemana plaza hayatında ol(a)mamak pek koymaz zaten. O adamın derdi ara eleman olabilmek, sadece aylık maaşa tamah etmek. Ülkece o kadar işsize bu istihdamı sağlayabilmeliyiz diye düşünüyorum.

    Ayrıca yazıda da belirttiğim gibi hayatta hiçbir ideali, amacı, mesleği olmayan birisinin üniversite okumaması saçma olur zaten. Boş duracaklarına okusunlar tabi ki. Belki üniversitede kendilerine vizyon katabilirler.

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer