Yaş 21! Doğum Günüm Kutlu Olsun…

Yaş 21 yolun bilmem neresi eder.

Ben beş altı yaşlarındayken yirmili yaşların başlarındaki gençlere ”amca” diye hitap ettiğim günleri hatırlıyorum. Gülerlerdi. Sonunda biz de amca olduk.

Eskisi gibi doğum günlerime anlamlar yüklemiyorum artık. Benim için sıradan bir gün gibiler. Buna rağmen iş yerinden izin aldım bugün çalışmamak için.

Normalde işler yoğun, izin vermezler ama yarın doğum günüm, arkadaşlar benim için parti hazırlamışlar, katılmazsam ayıp olur dedim. Yalan söyledim.

Bu şehre yeni taşındım, bana parti hazırlayacak arkadaşım yok, zaten parti de sevmem. Yeni taşınmış olmasam bile eski arkadaşlarım da pek bilmez doğum günümü. Laf arasında soran olursa nedendir bilmem genelde söylememeyi tercih ederim. Kendimden bahsetmeyi, kendimle ilgili bilgileri sürekli paylaşmayı tercih eden birisi değilim.

Dolayısıyla pek kutlayan olmaz doğum günümü. Yine de kimse kutlamadı diyemem tabi. Yıllardır aramızda abi kardeş ilişkisi olan bir arkadaşım var. -aynı yaştayız- o ihmal etmedi kutlamayı, buradan kendisine teşekkür ediyorum.

Ben de kendisine pek iyi davranan, kendisini çok seven birisi değilim ama yine de bugün kendime iyi davranıp işe gitmeme kararı aldım.

21 Sene Nasıl Geçti?

The Man from Earth filminde on bin yıldır yaşadığını iddia eden karaktere, filan yıl neredeydin hatırlıyor musun diye sormuşlardı, o da sen şu tarihte nerede ne yaptığını hatırlayabilir misin diye cevap vermişti.

Demem o ki yirmi yıl da yaşamış olsak yirmi bin yıl da, tüm hayatımız beynimize kazınmış anılarımızdan ve yaşantılarımızdan ibaret. Dolayısıyla yaşımız aslında yaşadığımız yıllardan ziyade, biriktirdiğimiz anılar ve yaşantılardan oluşuyor diye düşünüyorum.

Kendi hayatıma baktığımda, çoğu olumsuz olsa da birçok anım var… Yirmi bir yıl evet bir solukta geçti ama bunca olumsuzluğa rağmen neredeyse maksimum tecrübe ile geçti diyebilirim.

Para içinde yüzdüğüm zamanlar, üç kuruşsuz kaldığım zamanlar, ilişkilerimin mükemmel gittiği zamanlar, acı çektiğim zamanlar… Her biri tazeliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Genel olarak baktığımda dolu dolu yaşadım, pişmanlıklarım pek az.

21 Yılda Hayattan Ne Öğrendim?

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok aslında. Jorge Luis Borges’in çok sevdiğim bir şiiri vardır, şiirde; seksen beş yaşındayım ve ölüyorum diyor şair. Hayata bir daha gelseydi yapmak istediklerini sıralıyor.

Değil yirmi bir, insan seksen beş yaşına da gelse bazı pişmanlıkları, yeni öğrendikleri olabiliyor. Ben, benden küçüklere şunu şunu yapın, hayatı böyle yaşayın diye nasihat verebilecek birisi değilim. Zaten hayatım da dışarıdan bakıldığında yaşanmaya değer ve başarıların üzerine kurulu bir hayat değil.

Birtakım tercihlerin sonucunda bu hayatı elde ettim ve bu durumdan ben mutluyum, gerisi beni ilgilendirmez.

Her gün daha da sıradan olmak isimli yazımda buna biraz değinmiştim. Özel birisi olmadığınızı anladığınızda, aynı doğum gününü paylaştığınız sayısız insan olduğunu anladığınızda, sayısız insanın her yeni gün farklı bir yaşa girdiğini anladığınızda tüm bunların bir anlamı kalmıyor.

Yine de içinizi karartmak istemem, bu kadar depresif düşünmeyin, doğum günlerinizde eğlenin.

Ben bile bunu yaptım, işe gitmedim, doğum günü hediyem olarak kendime en sevdiğim biralardan aldım ve tadını çıkardım.

Bu blogu açtığım günden sonraki ilk doğum günümdü bu benim, bundan sonraki yıllar da bu geleneği sürdürüp her doğum günümde yeni bir yazı yazmayı planlıyorum.

Yıllar geçtikçe ne durumda olduğum, neler hissettiğim, ne gibi isteklerim, ne gibi korkularım olacağını merak ediyorum.

Mutlu yıllar bana.

İçine değil, dışına kapanık.

10 yorumlar On Yaş 21! Doğum Günüm Kutlu Olsun…

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer

Sliding Sidebar