Yazmak Ve İnsanlık Tarihinin İçinde Yer Alabilmek Üzerine

insanlık tarihi ne zaman başlamıştır?

-Ortalama iki buçuk milyon yıl önce.

İki buçuk milyon yıl önce başlayan bu çağı bir şey ikiye ayırır; yazının buluşu.

Yazının bulunması ile beraber çağ, tarih öncesi ve tarih sonrası çağ diye ikiye ayrılır. Velhasıl yazmak eylemi iki çağı birbirinden ayıracak derecede öneme sahip bir eylemdir.

Geçmişten günümüze dek şöyle bir baktığımızda yüzlerce, binlerce yazara, şaire, fizikçiye, tıpçıya, biyoloğa… denk geliriz. Yazmak konusundaki ustalıklarına, düşüncelerine, engin bilgi birikimlerine ve derinliklerine hayran kalırız ama bir şey aklımızı çeler:

Bugüne kadar dünyaya ortalama 109 milyar insan geldi, ortalama şu an dünyada bulunan insan sayısı bu sayının %7’sine tekabül ediyor. Bu denli büyük bir sayının içinden, neden bu kadar az ‘aydın’ çıktı? Tarihte bu kadar az mı zeki insan vardı, eğer bundan çok daha fazla insan varsa neden hepsi unutuldu?

Neden pek azı hatırlanıyor?

Cevabı çok basit; onlar yazmadılar, üretmediler.

Şu an içimizde, toplumumuzda en basitinden benim sitemde bir şeyler okuyan baya insan var ama bu insanların kaç tanesi yazıyor, içerik üretiyor?

-Oldukça düşük bir bölümü yazıyor, içerik üretiyor yetenekleri olmasına rağmen.

-İçerikten kastım bir tablo, bir vazo, bir şarkı, bir fotoğraf bile olabilir. Salt yazmak olarak algılamayın, herkes her konuda iyi olamaz zaten.-

O kadar eskiye gitmemize gerek yokmuş demek ki. içimizde yaşayan, yazma yeteneği mükemmel olan, olağanüstü betimlemeler yapabilecek ve olağanüstü gözlemlere sahip olan, potansiyel bir kült kitap yazarı olabilecek birçok insan varmış aramızda lakin yazmıyorlarmış.

Bu yüzden de tarihteki diğer unutulan insanlar gibi unutulacaklar..

Bu konuyu sadece yazmaya da indirgeyemeyiz. teknoloji gelişti. Çok iyi yönetmenler görüyoruz. Çok iyi içerik üreticiler görüyoruz. Sözgelimi bu insanlar hiç bir şey yazmamışlar, sadece ortaya içerik üretmişler diyelim. Unutulacaklar mı? Hayır, unutulmayacaklar.

Kült kitaplar yazma potansiyeline sahip olan insanların olduğunu söylediğim gibi kült filmlere, kısa/uzun metraj yapımlara da imza atabilecek insanlar olduğuna eminim toplumda. Kült yapımlar ise hiçbir zaman unutulmaz. En fazla niş olarak kalırlar ama niş pazarın alıcıları da kalitelidir unutmamak lazım.

Benim merakım böyle cevherleri içlerinde barındıran insanların neden bu cevherleri ortaya koymadıklarına dair. Çünkü insanın içinde cevher varsa bu cevher insanı uyutmaz. Gece yarısı mezarlıktan kadavra çıkarıp çalışmaya bile itebilir bu cevher insanı.-Leonardo Da Vinci’den söz ediyorum-

yazmak

Neden içlerindeki cevheri ortaya çıkaramıyor insanlar?

Yazılarımı biraz okumuş olan insanlar bilirler hümanizmden nefret eden birisi olduğumu. İnsanlar hakkında düşündüğüm şeyi Nietzsche’den bir alıntı yaparak dile getireceğim burada:

solucandan insana dek yol aldınız. ve hâlâ pek çok solucanlık var içinizde. bir zamanlar maymundunuz ve şimdi bile insan, daha fazla maymundur herhangi bir maymundan!

Nietzsche

Ayrıca Aziz Nesin’e de katılıyorum lakin tüm bunlara rağmen toplumda söz ettiğim cevhere sahip olan insanlar olduğunu biliyorum.

Kendimden örnek verirsem, benimki biraz bencillik sanırım. Bileklerime, kollarıma, yüzüme ve saçlarıma velhasıl tüm vücuduma baktığımda yok oluşumun hiç de uzun bir sürede gerçekleşecek olduğuna inanmıyorum. Zihnimde tahayyül ediyorum yiyeceğim son akşam yemeğini, dinleyeceğim son müziği ve beni tanıyacak olan son insanı. Neticede çelikten değiliz, sürekli entropiye yenik düşen bir bedene sahibiz.

Herkes unutulmamak için geride bir çocuk yapmayı düşünüyor genelde. Ben hiç düşünmedim bunu. Ben geride yazılı bir şeyler bırakmak istiyorum, fikirler, düşünceler bırakmak istiyorum bıraktığım fikirlerin ulvi fikirler olmasına gerek duymadan.

Doğanın bize attığı üreme, soyunu devam ettirmeyi isteme kazığını, üreme içgüdüsünü yazarak bastırmak istiyorum.

Bunu dediğim için çok iyi yazdığımı iddia ediyorum zannedilmesin. Zira öyle olsa idi çocuk yapanlar da çok iyi çocuk yaptıklarını dile getirirlerdi, komik olurdu. Kendiliğinden gelişen bir durum bu biraz da.

Konu çok dağıldı farkındayım. Biraz bu konuda düşündüklerimi dile getirmek istedim. Asıl söylemek istediğim, herkesin ne düşünüyorsa yazmasını, çizmesini, çekmesini, söylemesini, üretmesini istemek oluşum idi.

Mesela küçük bir adım atıp düşündüklerinizi yorum bölümüne yazmaya başlayarak başlayabilirsiniz..

İçine değil, dışına kapanık.

2 yorumlar On Yazmak Ve İnsanlık Tarihinin İçinde Yer Alabilmek Üzerine

Bir yanıt bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer

Sliding Sidebar